Şair Yazar Mawish Şiirleri

 

 

saangit

anasayfa-3

 

anasayfa-2

 

 

Diğer Video Kliplerin Devamı İçin… Tıklayınız…

Diğer Tüm Şiirlerin Listesini Görmek İçin Tıklayınız…

 

Mawishden İncilerAnlamlı Sözler

” Ben Ne Bir Şiir Yorumcusuyum Ne De Bir ŞAİR…Ben Sadece Elinde Bir Kürek Tutan, Bir İnşaat İşcisine Benzetilen…      Eline Kürek yerine, Bir Kalem almış, Sadece Hayatı Yazan, Bir Hayat İşçisiyim, .Siz ŞAİR Bilin Ben İşçi. Yazdıklarım    Hayattan İbarettir, Siz Bunu Bilin Yeter ”

” Senden daha iyi oluğunu düşündüğün birisini pes ettirmek için, önüne taş koymak yetmez.  Bu onu sadece yavaşlatır,  ama geri de döndürmez.  Ondan daha iyi olmayı dene.  Dene ki, Eğer olursan gururun,  olamazsan onurun olsun.”

” Dünyada…Söylense de…Söylenmediği İddia Edilen Tek Şey YALAN’dır Ve Yine Dünyada….Çok Olduğu Söylenen..Fakat    Çok Nadir Bulunan Tek Şey de…ADAM’dır…”

” Dostuna, Dostum derken…3 Kere Yüksek Sesle Seslen… Olmadı 3 Kere de Kulağına Fısılda Bakarsın Duymaz… Yine Mi      Olmadı 3 Kerede Kağıda Yaz…Belki Az Duymuştur… Sonrada Adet Yerini Bulsun Diye…1 Kerede Kağıdın Altını        İmzalattır…Bakarsın İnkar Eder…”

” Sonum Olmaya Cesaretin yoksa İlkim Olmayı Aklından Bile Geçirme…”

” Uçmayı Aklına Koymuş Bir İnsan…Rüzgarı da Arkasına Almış Demektir…Asıl Önemli Olan Uçmak Değil…Arkana Aldığın    Rüzgar Kesildiğinde…Nereye Düştüğü Bilmektir…”

” Bazen Yazarken…Saçmaladığımı Düşünüyorlar…Bazen de Anlamsız Bulup…Gecelerime Yazık…Gündüzlerime İse            .    Perişan Diyorlar…Zaman Kaybı Olduğunu Düşünüp, Kalemime Bahane Buluyorlar…Ama İşte O Her Şeyi Bilen      Ahmaklar…Gece Gündüz, Onları Yazdığımı Bilmiyorlar… ”

AŞK NEYDİ

Bahar da açan bir çiçeğin açmasıyla başlayan bir aşkın, Yine bir Sonbahar akşamın da solmasına eş miydi Ayrılık.Hani sadece açar ve solar, ya da biter sonra gider mi, Bir anda var olup ve bir an da yok olmakmıydı aşk? Daha ilk gününden varlığına inandığımız bir cennet, Ya da yaşadıkça doyup terk edemediğimiz bir şehirse, Zamanla ve yaşadıkça aklımızı delik deşik eden hislerin, Adını takvimlere nefret diye yazdırmasına ne demeliydik. Aşkı-Aşkım sözleriyle avutan yüreklerin yıllara yenik düşerek, Nefreti-Nefret gibi, kalplere işleyen gönüller neydi? Aşkı yaşayan mı? Yaşatanmıydı koskoca bir ömür de ayrılık. Ya da ikisini birden alıp rüzgara savurmakmıydı aşk.

Rekabetten korkuyorum…

Hani bazen sanki her şeyimi kaybedecekmiş gibi..dünyamı alt üst edecek, kimi zaman da başka bir dünyaya göç edecekmişim gibi. Yetim kalacakmış ve bundan sonra kimsesiz kalacakmış gibi hissediyorum kendimi.

Rekabet çok sevdiğim ve taktirle karşıladığım bir davranış biçimi veya düşünce şekli. Ama nedense ne gönlüme nede yüreğime sığabiliyor bu günlerde.

Edebiyatı yazmak ve edebiyatı yazanları okumak, ve yazılan şiirlerin ruhuna ses olan güzel yorumları dinlemek ayrı bir keyif veriyor.

Önceleri bir şiir yazılır bir yerlerde bulunur ve o şiirde kendinden bir parça bulanlar gider o şiiri saklandığı yerden bulurdu. Şimdilerde ise binlerce şiir içinden sadece gözümüze çarpan tanıdık simaların veya çevremizde bize destek veren veya destek verdiklerimizin şiirlerine puan vermekle meşgulüz.

Güzel ses güzel yorum ve özenle çalışıp güzel şiir yorumları yapmak ve bunları dinlemek ayrı bir keyif verir. Bir şiiri okumak vardır bir de yaşatmak ve alıp başını oraya götürmek vardır. Yorumlamak, seslendirmek ve bu çabaları ve emekleri dinletmek hem bunu yapanların hakkı hemde yaptığı işi paylaşmak hem yazan kalemi hemde yorumlayan sesi gururlandır diye düşünüyorum.

Ya peki?

Bu şiir rekabeti niye..Daha güzel yazmak, ve bir şeyler çıkarabilmek yüreğimizden, aslında kalemlerin yazdığı şiirleri alt safhalara düşürmekten daha kolaydır. Kimi eline kimi diline kimide beline hakim olamaz.Ama nedense işin içine kalem girdiğinde rekabeti yüreğimize kadar sokmaya çalışıyorlar.

Bir başka bir kalem bir başka bir yüreğe hükmedebilir mi?

Benimle aynı yüreği paylaşırmısın ?
Seninle yüreğini paylaşabilirmiyim ?
Bu gün sen yoruldun ben yazarım yerine üzülme…
Bu gün işim var sen bir kaç mısra yazı ver yerime…
Yüreğini 10 dakikalığına borç verirmisin?
Şunu yazma..bunu yaz…bundan vazgeç..bunda bul kendini…

‘ O ZAMAN OTUR BİR KOLTUĞA AL ELİNE KALEMİ YAZ KENDİ KADERİNİ..’

( Çok Biliyorsan Oturup Kendin Yaz Kendini ) 

Şiir dünyası ve kalemler artık bizim eskilerimizin şiirleri bulduğu yüreklerde saklanmak yerine daha çok gündem yaratmaya çalışan veya bir yanındakinden ve kendine rakip gördüğü insanlardan daha çok beğenilmesi çalışmalarına katılıyor.

Çok beğenilen şiir mi daha iyidir.. yoksa çok okunan şiir mi..yada her şeyi düzenlenmiş kelime hatası olmayan bir şiir mi..en güzel şiirdir.. tabi bunlar şiirlerin okunmasında kısım kısım roller üstlenmektedir…

Fakat şu var ki…Şiir çirkin olabilir…kafiyesiz olabilir veya çok kafiyeli olabilir..çok acı verebilir veya çok güldürebilir bazen de bir umut verir yada umutsuzluğunu anlatır ya da üç mısra olur veya taşar yüreklerden yüzlerce mısra olur…

Ama bir şiir bana göre insanın kendinden bir parça taşımalıdır.. Her şiirde yazan kalemin kendisi yaşamasa bile o şiiri yaşattığı insanlar vardır.

Bu yüzden şiirin şekli şimali ne olursa olsun…Konusu veya yapısı ne olursa olsun…

O Şiir de kendimden bir parça bulabiliyorsam o şiir benim hem sevdiğim hemde severek okuduğum bir şiir haline gelir..

Yürekten çıkan dizelere saygım olduğu kadar, İş olsun diye yazılan şiirlerde gördüm okudum inceledim. Tek amacı beğenme kriterlerine dayanmış şiirlerin tıklanma sonucu şiirin değer kazandığını düşünen eline kalem yerine mouse un sol tuşunu yüreğinin içine sokmaya çalışanlar…

Rekabeti alıp şiirin yüreğine sokmaya çalışanlardan…Bir gönlü alıp kopyalayıp rekabetin üzerine yapıştıranlar dan, Bir yürekle dalga geçermiş gibi hani sanki at yarışında bir şiiri koşturmak, 6 şiirden bir tanesini beğenmek gibi…Kimi zamanda dalga geçermiş gibi alıp eline kalemi yazmak yerine çizmek gibi..

Doğru yerde doğru zaman da ve doğru bir konuda kullananları tebrik eder,
Ayrıca Yüreğinden rekabet yerine gönlümüze akan mısraları bir bir yazıp gönlümüze yansımasını sağlayan ve şiirleri yazan tüm kalemlere teşekür ederim.

Rekabetin kendisinden değil..yanlış yerde, yanlış konuda yaratanlardan ve
Yüreklerimizden gelen şiirlerin elden gitmesinden korkuyorum…Amacımızdan şaşmadan gönüllerimizden kopmadan yazalım..sadece yazalım..ne geliyorsa içimizden..ne kadar acıtıyorsa gönlümüzden…ve ne kadar sevindiriyorsa yüzümüzden…

Sadece yazalım..

Şiirler derinlerde saklanan bir yüreğin elçileridir.
Onları bulup hissetmek, oradan çıkarmak, yazmak ve okunacak bir duruma getirmek
Bir şairin en büyük emeğidir…

Saygı Duyalım…

Saygılarımla…

Mawish

 

Kaliteli Yaşam ve Hayat

Üst üste gelen acılardan mı korkmalıdyım,yoksa arada bir gelen ayrılıklardan mı, bazen de, ayda bir aklıma gelen korkuların
başıma geldiği zamanlar da olabilirmiydi acaba. En çok ne acıtabilirdi bir yüreği kim bilir, veya hangi ateş kırar yakardı kalbimi ,ya da bir ölümmüydü beni en çok korkutan Hani kulağa geldiğinde diken diken olan, ansızın gelenmiydi bizi yıllarca acıtan. Ya da yavaşça sindire sindire ezenmiydi, yüreğimizi dağlayarak, yavaşça ağlatan, bir sızıydı belkide ansızın vuran.

Kısacık hayatın küçücük bir parçasıydı belkide hepsi, ne sızısı ne de kalp ağrısı eksik kalan bir şeydi aslında bunlar. Tabi daha beteri çıkıp da gelip tam sırtımızın ortasından vurana kadar, kocaman bir ders olurdu bize ömür biter ama aklımız yetmezdi unutmaya

Öyle alıştırırdı ki bizi hayat

Acılara, yaşanan ve başımıza gelen onca olumsuz şartlara, hani sanki tekrar tekrar başımıza geleceğine inandığımız bir yaşam tarzına döndürmüşdü günlerimizi. Öylesiye kolay geçirebileceğimiz ve yine öyle huzurlu olabileceğimiz günlerin bir anda
nasıl ne şekilde dünyamıza bir kabus gibi çökebileceğini öğretmişti aslında. Yaşadıklarımızın adına anılar dediğimiz VE geçmişe götürüp ve takrar tekrar yarınlara taşıdığımız bir bavula döndürmüştü hayatımızı.Ve biz bir bavul çöple bir ömrümüzü bitirmeye çalışırken, zaman da yavaş yavaş ilerliyor ve kimliğimizin üzerindeki rakamların üzerine her yıl bir yenisi ekleniyordu.

Bununla kalsa yine iyiydi aslında, her sabah aynaya baktığımız da saçımızın kaç teli beyazladı,  nasıl yok ederiz diye düşünceler aklımızın her köşesini kaplardı ve yılların bize nasıl vurduğunu anlardık bir tutam ak saçın elimize takıldığı anda. Aslında gözümüz de büyüttüğümüz hayat o kadar kısa ki, ama bunu bile bile her defasında ne kadar çok yaşarsak kardır düşüncesi ile bir yola çıkardık. Aslında hayatı çok yaşayarak değil iyi yaşayarak tadabilirdik.Bunun farkında olamadık bile çünkü içimizdeki nankörlük ve buna benzer düşünceler yüzünden hep bir fazlasını isterdik cebimize atmak istediğimiz.Kısa bir hayatta küçük bir zaman zarfında kaliteli ve iyi bir hayat sürmek, ve hem faydalı bir insan olup, çevremize zarar vermeden, yaşamak, ve bu dünyadan kendimizi yitirdiğimiz de bile arkamızdan güzel anılmak düşüncelerini aklımıza koymak gerektiğini anlamamız genelde geç saatlere denk geliyordu, ya ölüme beş kala yada günler kala etrafımızdaki kalabalığa bakarak Bir başımıza onca kalabalığın arasında yalnızlığı yaşadığımızda aklımıza dank ediyordu. Onca kirlenmiş doğanın ve çirkinleşmesi dünyanın içinde İyi bir yaşam, sağlıklı bir hayat ve kaliteli bir insan olarak bu yaşamı bitirmek Aslında hepimizin amacı olmalıydı. Dürüst doğru ve kalıcı kelimelerinin yoğunluk kazandığı en büyük değerlere sahip ve tüm servetimizin onur gurur şeref olduğunu da aklımızın en baş tarafına yazmamız gerektiğini bir şiir gibi ezverleyip, adımız gibi aklımızın orta noktasına kazımamız gerektiğini anlamamız gerekir. Evet iyi bir yaşam çokça yaşamak değil, Huzurlu bir hayat için dünyaya ve içindeki insanlara karşı bakış açını değiştirmek demektir.

Kısacık bir hayat içinde, güzel ve sağlıklı ve huzurlu yarınlara sahip bir yaşam dilekleriyle.

Mawish

Kaç Kuşak Yaşanacak

Karanlığın hüküm sürdüğü bir şehir de Tek taraflı bir yolun sol tarafın da Yıkıma uğramış ve yer yer çatlakları olan Bir kaldırımın üzerine inşa edilen sokak lambalarına eş Bir hayat dı yaşadığım dünya, Gözle görülen ve bir o kadar da Kör bir yaşamdı benimkisi. Hani dünya yarılmış ve ben de tam ortasından içine düşmüşüm sanki be ortasına bir kent kurulmuş  ve bende oracığa yerleşmişim gibi.Daha ilk günüm de çevreme baktığım da hüzün depolanmış sokaklar gördüm. İhanetler, tek gecelik aşklar ve dün başlayıp yarına kalmadan biten sevdalar. Sanki gökyüzü ve yeryüzü gibi. Birisi tamamen özgür diğeri ise tüm bağlılığı ile kilitlenmiş kara toprağa. Ama gökyüzü rahat durmaz ve yağdırır yağmurlarını estirip rüzgarlarını yerle bir eder tüm kenti. Burada öyle bir yaşam var ki her sevdaya tutuşan bir gün sonra elleri gökyüzünde geziyor ve  dualar ederek geri dönmesini bekliyor.

Bazen de kalpsizssin ruhsuzssun diyorlar.Kalbin yok ve buz kütlesine döndüğümü söylüyorlar.Ama o insanlar kalbimi nerede sakladığımı bilmiyorlar. Benim ki bir tane ve bir yerde saklanmış durum da ve her el atıldığın da bulunamayacak bir yer de. Kimisi her yerimi parmakladığı için her yerimi kalbim sanıyor.Bu yüzden yerini bulamıyor.Ben ise istediğimde açıp veriyorum ve istediğimden geri çekiyorum. Ama sonunda hep aynı duruyor ara sıra pencereden baksa da… Yani kontrol ben de ve belkide böyle alıştırdı hayat yada böyle dersler aldım geçmiş de, Önceleri her sene sınıf da kaldığım yaşam dersanesin de, şimdiler de ise hep taktirle geçiyorum nedense. Öyle içime dokunmuş ve öylesine iç çekmişim ki nefes alırken bile aldığım nefesin sesini, göğsümde hissediyorum. Geçmiş dediğimiz ay öyle bir zamanda geliyorki yıllarıma sanki ömrümün tam ortasından vuruyor ve yine deliyor geçiyor gözlerimi sanki yaşamak istemediğim bir hayatı bir film gibi geri ala ala her dakika gözlerimde sahne aldırıyor. Anıların ise böyle ansızın gelip de geleceğin bir noktasından geçen bir yola her saat barikat kurmasına da dayanamıyordum. Hangi yola girsem dünden bir parça çıkıp tam önüme dikiliyordu.Bu durum da yine kalpsiz olan ben veya bir şantiye de kalıpların üzerine dökülen hazır betondum.

Karşıdan bakıldığın da her şey o kadar kolay ve kısa gözüküyor ki Bazen hayallerinde bin kilometrelik yolu bir dakika da aşıp ve yine ikinci dakikasın da aşık olup ve yine, üçüncü dakikasın da evleniyoruz. Ama doksanıncı dakikasın da yine golü kendimiz yiyoruz.Kim attı diye sorduklarında Kendi kalesine diye bir cümle çıkıyor dillerimizden. Aslında ne yaparsak kendimiz yapıyoruz seçimlerimiz de.  Kendimiz bile bile kendimize tercih hakkı bile sunmadan konu aşkı-sevda olunca tüm seçenekler rafa kaldırılıyor. Şimdi gelin de kalbimin yerini bana sorun veya sormadan siz bulun. Kalpsiz bilin taş Bilin beton zannedin. Ben aklımda ki yerimi ve yaşamdaki adresimi bildikten sonra kalbimin nerede olduğu sadece beni ilgilendirir ve aklım ise ona göre yönlendirir. Denize balıklama atlardım yıllar evvel. nerede bir sığ su veya sıcak deniz dayanamaz giderdim peşine.

Nereden bilebilirdim ki can simitsiz bir yaşamda hayatta kalamayacağımı veya nereden bileceklerdi ki boğulsam da sebebini.Umurunda mı sanki insanların bu menfaat dünyası üzerine kurulmuş ve sadece belden aşağıya çalışan zihinlerle dolu bir yola çıkan halkın kurduğu bir şehir de bir sokak bulup, daha sonra bir ev inşa edip için de oturmak ve yine bir aile kurup yaşatmak. Mümkün mü? Hadi biz yaşadık gördük dersimizi aldık ve hep taktirle geçtik köprülerden. Ya ailemiz yada arkamızdan gelenler? Daha kaç can yanacak yada kaç ayrılık olacak bu dünya da, ya da kim bilir yandıkça bir dün gibi, kandıkça bugün kü gibi yarrınlara olan hasretler sevdiklerine olan özlemler, kan revan olmuş yürekler daha kaç kuşak göğüsleyecek bu yükü. Ya da alışkanlık haline gelecek ve yaşamamızın normal bir parçası sayacağız. ya da gelecek bir kuşak dur diyecek dünlere.Kim bilir belki de susup dilsiz yaşayacağız kuşaktan kuşağa..ömürden ömüre yanarak, başından sonuna doğru ağlayarak..
.

cropped-cooltext1311066248.png

Tadı Kalbinde Kalan Bir Lezzettir Mawish Şiirleri..

Bir Cevap Yazın