Şair Yazar Mawish Şiirleri

[slider id='3705' name='Mawish Siirleri Silder']

kitapreklam

anasayfa
Şair Yazar Mawish

Diğer Video Kliplerin Devamı İçin… Tıklayınız…

Diğer Tüm Şiirlerin Listesini Görmek İçin Tıklayınız…

 

Mawishden İncilerAnlamlı Sözler

” Ben Ne Bir Şiir Yorumcusuyum Ne De Bir ŞAİR…Ben Sadece Elinde Bir Kürek Tutan, Bir İnşaat İşcisine Benzetilen…      Eline Kürek yerine, Bir Kalem almış, Sadece Hayatı Yazan, Bir Hayat İşçisiyim, .Siz ŞAİR Bilin Ben İşçi. Yazdıklarım    Hayattan İbarettir, Siz Bunu Bilin Yeter ”

” Senden daha iyi oluğunu düşündüğün birisini pes ettirmek için, önüne taş koymak yetmez.  Bu onu sadece yavaşlatır,  ama geri de döndürmez.  Ondan daha iyi olmayı dene.  Dene ki, Eğer olursan gururun,  olamazsan onurun olsun.”

” Dünyada…Söylense de…Söylenmediği İddia Edilen Tek Şey YALAN’dır Ve Yine Dünyada….Çok Olduğu Söylenen..Fakat    Çok Nadir Bulunan Tek Şey de…ADAM’dır…”

” Dostuna, Dostum derken…3 Kere Yüksek Sesle Seslen… Olmadı 3 Kere de Kulağına Fısılda Bakarsın Duymaz… Yine Mi      Olmadı 3 Kerede Kağıda Yaz…Belki Az Duymuştur… Sonrada Adet Yerini Bulsun Diye…1 Kerede Kağıdın Altını        İmzalattır…Bakarsın İnkar Eder…”

” Sonum Olmaya Cesaretin yoksa İlkim Olmayı Aklından Bile Geçirme…”

” Uçmayı Aklına Koymuş Bir İnsan…Rüzgarı da Arkasına Almış Demektir…Asıl Önemli Olan Uçmak Değil…Arkana Aldığın    Rüzgar Kesildiğinde…Nereye Düştüğü Bilmektir…”

” Bazen Yazarken…Saçmaladığımı Düşünüyorlar…Bazen de Anlamsız Bulup…Gecelerime Yazık…Gündüzlerime İse            .    Perişan Diyorlar…Zaman Kaybı Olduğunu Düşünüp, Kalemime Bahane Buluyorlar…Ama İşte O Her Şeyi Bilen      Ahmaklar…Gece Gündüz, Onları Yazdığımı Bilmiyorlar… ”

Mawish

Diğer Anlamlı Sözler İçin Tıklayınız…

 

Şiir ve dünyam hakkında siz sayın okurlarıma…

 Okurlarıma Mesajım İçin… Tıklayınız …

 

 

AŞK NEYDİ

Bahar da açan bir çiçeğin açmasıyla başlayan bir aşkın, Yine bir Sonbahar akşamın da solmasına eş miydi Ayrılık.Hani sadece açar ve solar, ya da biter sonra gider mi, Bir anda var olup ve bir an da yok olmakmıydı aşk? Daha ilk gününden varlığına inandığımız bir cennet, Ya da yaşadıkça doyup terk edemediğimiz bir şehirse, Zamanla ve yaşadıkça aklımızı delik deşik eden hislerin, Adını takvimlere nefret diye yazdırmasına ne demeliydik. Aşkı-Aşkım sözleriyle avutan yüreklerin yıllara yenik düşerek, Nefreti-Nefret gibi, kalplere işleyen gönüller neydi? Aşkı yaşayan mı? Yaşatanmıydı koskoca bir ömür de ayrılık. Ya da ikisini birden alıp rüzgara savurmakmıydı aşk.

Bazen de üç güne sığdırıp yüreğimize aldığımız duyguları, Bir ömür düşmeden aklımıza, bir günde temize çekmekmiydi aşk. Aşk belki de bir anda olan ve bir anda biten oyundu sahne de, Ya da ne bilim belki de saçma sapan bir histi her an kanayan ve  uzaklarda ki bir güneşin her sabah karanlık gecelere doğan, Bir umut olduğunu düşünürken yüce aşıklar, aldanmadan zamana Uzak da olsa bir sıcaklığa aldanıp yenik düşerler sevda katına. Ama bir gün sonra Terk-i diyar adın da bir film başlar hayatta. Öylece sürüp gider zaman hiç durmaz saatler ise hiç susmaz, Duran biten de bir şey yoktur aslında..başlar ve biter. Yandığımız kadar yaktıklarımız ile kalırız bir duvar da, Üzerine bir çizgi çekip, ertesi güne düşer yollar yarınlar da. İşte bu böyle gelip girer hayatımıza ve böyle de çekip gider Aşk Adı Üstün de…Aşk… Bir an da gelir alıp bizi götürür…Ertesi gün gider, bir ömür düşündürür…

Diğer Makale Yazıları İçin Tıklayınız…

GÜNDEM

2013 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü başvuruları bitiyor.

 Şiir, roman, öykü, deneme-inceleme-araştırma ve tiyatro dallarında her yıl dönüşümlü düzenlenen ”Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü”, bu yıl bu yıl şiir dalında verilecek.

 

cevdetkudret3-300x199
Mawish Gündem

Bu yıldan itibaren TÜYAP’ın katkılarıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından gerçekleştirilecek ‘Cevdet Kudret Edebiyat Ödül’ törenine Eylül 2012–31 Ağustos 2013 tarihlerinde basılmış kitapları bulunan şairler başvurabilecek.

Hilmi Yavuz, Cevat Çapan, Egemen Berköz, Güven Turan ve Metin Celal’dan oluşan seçici kurul, kararını ekim ayında açıklayacak. Kazanan şaire ödülü, TÜYAP Kitap Fuarı’nda düzenlenecek törenle verilecek.

Aday kitapların en geç 31 Ağustos 2013 tarihine kadar 6 nüsha olarak, yazarın kısa özgeçmişi ve adaylık başvurusu ile birlikte  “Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Cumhuriyet Mah.

 

“Orhan Kemal 100 Yaşında”

Çukurova Kitap Fuarı 7. yılına girerken Orhan Kemal’in 100. doğum yılını kutluyor.

Bu sene 14–19 Ocak 2014  tarihleri arasında TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek Çukurova 7. Kitap Fuarı edebiyatımızın çok değerli ismi Orhan Kemal’i çeşitli etkinliklerle anmaya hazırlanıyor.

Adana-Kitap-2014-50x70-afis-214x300
Mawish Güncel

Orhan Kemal’in  doğumunun 100. yılı dolayısıyla bir dizi söyleşi, panel ve sergi ile  bir “Orhan Kemal 100. Yaşında Sempozyumu” kapsamında memleketi Adana’da anılacak. Sempozyum kapsamında gerçekleştirilecek etkinlikler arasında 14 Ocak Salı “Orhan Kemal’in Adana’sı”, 15 ocak Çarşamba “Edebiyattan Sinemaya Orhan Kemal”, “Orhan Kemal ve İzleri”, 17 ocak Cuma “Yaşamı ve Eserleri ile Orhan Kemal”  yer almaktadır. Sempozyum aynı zamanda yaşamı, Adana’da geçirdiği yıllar ve eserlerinden seçme metinlerden oluşan “Orhan Kemal 100 Yaşında” sergisi ile fuar süresince kitapseverlerle buluşacak.

TÜYAP A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile  yılın ilk kitap fuarı Adana’da açılıyor. Çukurova 7. Kitap Fuarı yurt içinden 200’ün üzerinde yayınevi ve silvil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenirken fuar süresince 50 kültür etkinliği gerçekleştirilecek. Girişin ücretsiz olduğu fuar 14-18 Ocak 2014 tarihleri arasında 10.00-20.30 kapanış günü 19 Ocak 2014 tarihinde ise 10.00-19.00 saatlerinde ziyaret edilebilir.

 

 

Şiir nasıl yazılır, nasıl yazılmaz?

1996 Nobel ödüllü şair (yazar, edebiyat eleştirmeni, çevirmen, köşe yazarı) Wislawa Szymborska Polonya’da yayınlanan “Edebi Hayat” (Zycie Literackie) isimli gazetedeki köşesinde tam otuz yıl boyunca yazmaya ilgili duyan okurların mektuplarını yanıtladı. Aşağıda newalaqasaba çevirisiyle, o yanıtlardan bir seçkiyi okuyabilirsiniz.

Szymborska Wislawa
Mawish Güncel

“Biliyorum ki şiirlerimde pek çok hata var, ama ne olmuş varsa? Onları değiştirmeyeceğim.” diye yazmışsın. Ama neden değiştirmeyesin, sevgili Heliodor? Yoksa şiir senin için kutsal bir şey mi? Ya da şiirin o kadar da önemli olmadığını mı düşünüyorsun? Bu iki düşünce de şiire dair yanlış yaklaşımlardır, en kötüsü de kendi dizeleri üzerinde çalışması gerektiğine inanan kişinin de kafasını karıştırırlar. Tanıdıklarımıza Cuma gecesi saat 2.45’te bir ruhun bizi ele geçirdiğini ve kulağımıza sırlarını fısıldadığını söylemek zevkli ve eğlencelidir. Ama o ruhlar bunu öyle apansız yaparlar ki, çok nadir zamanımız olur olanları not etmeye. Ama sonra evde, kapıların ardında oturup emek emek düzeltiriz. Başka dünyadan gibi görünen bu ifadeleri elden geçirir ve biçimlendiririz. Evet, ruhlarla karşılaşmak harikadırlar ama şiirin bile düzyazıya bakan bir yanı vardır.

Poznan’dan H.O.’ya, bir çevirmen

Çevirmen yalnızca metne sadık olmak zorunda değildir. Biçimini koruyarak ve mümkün olduğu ölçüde, dönemin tarzını ve ruhunu da muhafaza ederek şiirin güzelliğini görünür kılması da gerekir.

Starachowice’den Grazyna’ya

Kanatlarımızı çıkaralım ve ayaklarımız yere basarken yazmayı deneyelim, olur mu?

Varşova’dan Bay G. Kr’ya

Yeni bir dolmakaleme ihtiyacın var. Elindeki çok hata yapıyor. Mümkünse, yabancı marka olsun.

Niepolomice’den Pegaso’ya

Dizeler içinde, soruyorsun bize, hayatın cebinde tek bir kuruşu var mı acaba? Benim sözlüğüm yok diyor.

Bytom’dan Bay K.K.’ya

Serbest nazımı sanki sınırsız bir özgürlükmüş gibi kullanıyorsun. Ama şiir, (hakkında söylenebilecek pek çok şeye rağmen) bir oyundu, hâlâ bir oyun ve hep oyun kalacak. Ve bütün çocuklar bilir ki, oyunların kuralları vardır. Ama yetişkinler neden unutup dururlar bunu?

Radom’dan Putzka’ya

Sıkıntıyı da zevk vererek anlatmalı. Hiçbir şeyin olmadığı bir günde ne kadar çok şey yaşanır?

wislawa-szymborska

Varşova’dan Boleslaw L-k’ye

Varoluşsal sıkıntıların sende ziyadesiyle kolay dile geliyorlar. Artık hepimiz yeterince umutsuzluk acısı çektik, hepimiz pek çok kereler karanlık derinliklerde kaybolduk. “Derin düşünceler –der benim sevgili Thomas’ım (Mann, elbette, başka kim olabilir?)- bizi güldürmeliler.” Senin “Okyanus” isimli şiirini okurken, kendimizi pek sığ bir kuyuda debelenirken görüyoruz. Hayatı başına gelen sıradışı bir macera olarak gör. Şimdilik sana verebileceğimiz tek tavsiye bu.

Varşova’dan Marek’e

Prensip olarak, ilkbahar üzerine mısralanmış bütün şiirlerin otomatik olarak diskalifiye olduğuna dair bir inancımız var. Bu konu artık şiirin konusu olmayı bıraktı. Elbette hayatın bir parçası olarak var olmayı sürdürüyor. Ama iki farklı bahar söz konusu burada.

Wroclaw civarından B.L.’ye

Anlaşılır bir şey söyleme korkusu, sürekli bir her şeyi bir metafora dönüştürme çabası, bitmek bilmez bir her dizede şair olduğunu gösterme ihtiyacı: Bunlar yoldaki tüm şairlerin karşı karşıya kaldıkları sıkıntılı hallerdir. Ama iyileştirilebilirler, eğer zamanında fark edilirlerse.

Poznan’dan ZB. K’ya

Şairlerin büyük çoğunluğu hayatları boyunca, senin şu üç kısa şiirde bir araya getirdiklerin kadar büyük laflar etmemişlerdir. “Vatan” “gerçek”, “özgürlük”, “adalet”.  Bu tür kelimeler hafife alınmamalı. İçlerinde gerçeğin kanı akar ve mürekkep o kanın yerini tutamaz.

wislawa
Mawish Güncel

Nowy Targ’dan Michal’a

Rilke, genç şairleri büyük konuların zor oldukları ve sanatsal olgunluk gerektirdikleri konusunda uyarıyordu. Onlara gündelik hayatları üzerine, çevrelerinden gözlemledikleri şeyler üzerine yazmalarını tavsiye ediyordu; kaybettikleri şeyler üzerine, keşfettikleri şeyler üzerine. Gençleri çevrelerinde olan şeyleri sanatlarını geliştirmek için bir araç olarak kullanmaları konusunda cesaretlendiriyordu: Düşlerindeki imgeleri, anılarındaki nesneleri kullanmalarını öneriyordu. “Eğer gündelik yaşam size sıradan geliyorsa -diye yazıyordu- onu suçlamayın. Bu, sizin suçunuzdur. Onun zenginliğini kavrayacak kadar iyi bir şair değilsinizdir.” Bu tavsiye sana yersiz ve aptalca gelebilir. Bu yüzden, tezimizi dünyanın en ezoterik şairlerinden biriyle destekledik. Gündelik şeylerin nasıl dile geldiğini gözlemle!

Sopot’tan Ula’ya

Şiiri tek bir cümlede tanımlamak mı?… Yapma! En azından beş yüz tanım biliyoruz, ama hiçbiri bize aynı anda yeterince açık ve kapsayıcı gelmiyor.  Her biri kendi döneminin zevkini yansıtıyor. Doğuştan gelen bir şüphecilik de bizim kendi tanımımızı yapmamızı engelliyor. Ama Carl Sandburg’un şu güzel aforizmasını hatırlayabiliriz belki: “Şiir, karada yaşayan ama uçmak isteyen bir deniz canlısının kaleme aldığı bir güncedir.” Sakın bu tanımı günün birinde o günlüğü yazacağını bildiği için yapmış olmasın?

Slupsk’tan L-k’ya

Kendisini uzun şifreli şiirinin bize işaret ettiği İkarus’la karşılaştıran başka şairlere de ihtiyacımız var. Bay L-k, siz bugünün İkarus’unun artık eski zamanlardakinden çok farklı bir peysaj üzerinde yükselmesi gerektiğini dikkate almıyorsunuz. Otomobiller ve kamyonlarla dolu otoyollar, havaalanları, köprüler, büyük şehirler, modern ve pahalı limanlar ve bu tarz başka şeyler üzerinde. Arada sırada yanınızdan bir jet falan geçmez mi mesela?

Krakov’dan T.W.’ye

Kolejlerde edebiyat eserlerinin sanatsal açıdan irdelenmesiyle zaman kaybedilmiyor. Temel konular, tarihsel bağlamıyla birlikte öğreniliyor. Bu tür bir bilgilenme önemlidir ama bağımsız bir okur olmak isteyen biri için yeterli değildir. Pekâlâ, yaratıcı hevesleri olan biri için daha da yetersizdir. Bize yazan genç okurlarımız, Varşova’nın savaştan sonra yeniden kurulması ya da Vietnam Savaşı’nda yaşanan trajedilere dair şiirlerinin yeterince iyi bulunmamasına çoğunlukla şaşırıyorlar. Hepsi, saygıdeğer bir niyetin biçimden üstün tutulabileceğine inanıyor.Eğer iyi bir ayakkabıcı olmak istiyorsan, insan ayağının seni heyecanlandırması yetmez. Malzemeni de tanıman gerekir, araçlarını iyi bilmen, doğru modeli seçmen gerekir. Sanatsal yaratıda da aynı şeyler olur.

wisc582awaszymborska
Mawish Güncel

Senin düzyazı şiirlerinin fonunda olağanüstü eserlerini alkolün coşkusu altında yazan Büyük Ozan’ın figürü beliriyor. Aklındaki kişinin kim olduğunu tahmin edebiliriz ama soyadları bu son tahlilde bizi ilgilendiren bir mesele değil. Bizim ilgimiz alkolün yazma pratiğini kolaylaştırdığına, hayal gücünü coşturduğuna, sezgiyi sivrilttiğine, şair ruhu aşka getiren diğer işlevleri ayaklandırdığına dair yanlış inanışta odaklanmış durumda.  Sevgili Bay K, ne bu şair ne de tanıdığımız diğer şairler ve elbette bizim tanıma şansı bulmadıklarımız da, hiçbir zaman alkolün etkisi altında değerli bir şey yazmamışlardır. Bütün iyi eserler, ziyadesiyle acılı bir sürecin içinde nihayete erdirilen titiz bir çalışmadan doğarlar, kafanın içinde dolanıp duran hiçbir keyif vızıltısı olmadan. “Her zaman bir fikrim vardır ama votkadan sonra hep başım ağrır.” diyordu Wyspianski.Eğer bir şair alkol tüketiyorsa, bir şiirle bir başka şiir arasında gidip geldiğindendir.Acı ama gerçek olan budur. Eğer alkol iyi şiiri getirseydi, o zaman bu ülkenin her üç vatandaşından biri en azından bir Hortensius olurdu. Kendimizi bir başka efsaneyi daha yıkmaya mecbur hissettik. Dileriz yıkıntıların arasından sapsağlam çıkarsın.

Varşova’dan E.L.’ye

Belki de düzyazıda aşık olmayı öğrenebilirsin.

Sieradz’dan Esko’ya

Gençlik bir insanın hayatında ilginç bir dönemdir. Eğer gençliğin zorluklarına yazma tutkusunu da eklersen, bu stresi kaldırmak için güçlü bir karaktere sahip olman gerekir. Sabırlı olmak, hızlı olmak, geniş bir edebi birikime sahip olmak, meraklı olmak, şeylere dikkatle bakmak gibi niteliklere sahip olman gerekir. İnsanın kendisiyle arasına mesafe koymayı bilmesi gerekir, başkasının acısını hissetme yeteneğine, eleştirel bir zihne, espri duygusuna sahip olması gerekir ve dünyanın a) var olmayı sürdürmeyi ve b) bugüne kadarkinden daha çok şansı hak ettiğine dair kırılmaz bir inancı olması gerekir. Bize gönderdiğin şiirler bir yazma arzusunu görmemizi sağlıyorlar ama yukarıda bahsedilen niteliklerden herhangi birini değil. Önünde yapacak çok işin var.

Lodz’dan Kali’ye

“Ne için” bu gezegendeki bütün dillerde en önemli sözcükler kombinasyonudur ve muhtemelen diğer gezegenlerde de böyledir bu.

Skarzysko-Kamienna’dan Bay Pal-Zet’e

Gönderdiğin şiirler şiir ve düzyazı arasında temel farkı kavramayı başaramadığını gösteriyor. Mesela, “Burada” başlıklı şiirin tam anlamıyla bir odanın ve mobilyalarının düzyazı bir betimlemesinden ibaret. Düzyazıda böyle bir tasvirin özel bir işlevi vardır: Yaşanacak olan eylemin sahnesini sunarlar. Bir an gelir, kapı açılır, birisi girer ve bir şey yaşanır. Şiirde tasvirin kendisi de “vuku bulmalıdır”. Her şey ziyadesiyle belirleyicidir; imgelerin seçimi, yerleri, sözcüklerin aldığı biçim. Sıradan bir odanın tasviri, o odanın yeniden keşfi gibi gözlerinin önünde belirmelidir, bu tasvirin içerdiği heyecan okurlar tarafından da paylaşılmalıdır.Yoksa, düzyazın şiir olmaz, düzyazı olarak kalır. Sen istediğin kadar o cümleleri dizelere ayır dur. Ve daha da kötüsü; hiçbir şey “vuku bulmaz.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yazdıklarımızın Gönlümüze Yansıyıp Alnımıza Yazılması Gibi…